Modern Avrupa’nın Oluşumu Paneli

Haber Tarihi: 14.03.2014
İstanbul Ticaret Üniversitesi Genç Gönüllüler Kulübü
13.03.2014, Perşembe
günü Modern Avrupa’nın Oluşumu Panelini düzenledi. Programa, tarihçi Dr. Kemal Kahraman, Sosyolog Dr. Lütfi Sunar ve Siyaset Bilimci Dr. Halil İbrahim Yenigün konuşmacı olarak katıldı.

Konuşmacılardan Dr. Lütfi Sunar “ötekileştirme” kavramı üzerinden Avrupa düşüncesini analiz etti. Sunar’a göre, modern Avrupa kendisinin ne olduğunu tanımlarken aslında, ne olmadığını tanımladı. Dr. Lütfi Sunar daha sonra şunları söyledi: “Buradan hareketle hiç de kendisine ait olmayan bir tarihi birikimi önce gasp etti. Daha sonra bu birikimi teknik yöntemleri kullanarak kırptı, biçti ve istediği formata soktu. Ardından buna belli bir medeniyet anlamı yükleyerek ve kendince bunun dışında tuttuğu geri kalan herkesi barbar, geri kalmış olarak açıkladı.” 

Dr. Kemal Kahraman ise, tarihsel bir çerçeve çizerek şu açıklamalarda bulundu: “İslâm dünyasının fikirden sanata, ilimden siyasete kadar birçok konuda zirveyi temsil ettiği dönemlerde Avrupa’daki kıpırdanmalar sistematik olarak oluşturuluyordu. Bu kıpırdanmaların olgunlaşması elbette uzun yıllar aldı. Fakat bu fikirler üzerine yazarlar, bugünün dünyasını şekillendirmede öncü oldu. Avrupa’nın oluşumundaki kronolojide olaylar, yazılan eserler ve ortaya atılan fikirler tesadüfi olarak gelişmedi. Düşünürlerin tamamı büyük ölçüde birbirlerini destekleyen ve birinin bıraktığı yerden diğeri devam ederek yollarına devam etti.” 

Dr. Halil İbrahim Yenigün, Avrupa fikrini felsefî düzlemde tartışarak, oluşum sürecinde ulusçuluk ve ulus-devlet projelerinden büyük ölçüde faydalanıldığını belirtti. Yenigün “feodalizmin son saflarının yaşandığı dönemlerde Avrupa da ortaya çıkan yeni aktörler kendi bekaları için yeni bir form olarak ulus-devletleri oluşturdu. Kendi bekaları için bu yöntemi kullanırken, aynı yöntem ile büyük bir sömürgecilik yarılışına girdi. Bugün dünyada tartışılmaz tek devlet biçiminin ulus-devlet olması istisnalar haricinde iktidarını meşrulaştırmak isteyen her yönetimin kendi iradesinin halktan geldiğini vurgulaması bunun bir sonucudur” şeklinde konuştu. Dr. Halil İbrahim Yenigün, ulus-devletin sivil hayatı nasıl kontrol ettiğini ve buralara olabildiğince müdahale ederek kendisine meşruiyet atfeden halkı nasıl istediği formata soktuğunu söyledi. Ayrıca bugün vakıf ve derneklerin toplumlardaki konumlarına dikkat çeken Yenigün, devletlerden destek alarak bu tür kurumların işlevlerini tam olarak yerine getiremeyeceğini ve gerçek anlamda bir sivil toplum olmadıklarını belirtti.