Erhan Erken Yeni YÖK Yasa Tasarısını Değerlendirdi

Mütevelli Heyeti Başkanı Erhan Erken yeni Yükseköğretim Kurulu yasa tasarısı ile ilgili görüşlerini açıkladı.

Yeni Yükseköğretim Kurulu yasa tasarısı ile rektör ve dekanları seçme hakkının mütevelli heyetlerinin elinden alınmak istemesini eleştiren Üniversitemiz Mütevelli Heyeti Başkanı Erhan Erken; “Atamayı kim yaparsa görevden almayı da o yapabilir. Yani Yükseköğretim Kurulu, ihtiyaç duyarsam rektörü de görevden ancak ben alabilirim diyor,” açıklamasını yaptı.

Yasa tasarısını değerlendiren Erhan Erken, yeni Yüksek Öğretim Kurulu tasarısının kamuoyuna sunulan haliyle
1991
ve
2005
yıllarındaki durumdan geriye götürdüğünü ve Yüksek Öğretim Kurulu’nun tüm yetkiyi elinde bulundurma isteğine anlam veremediklerini ifade etti.

Üniversitemiz Mütevelli Heyeti Başkanı Erhan Erken’in Yüksek Öğretim Kurulu tasarısı ile ilgili Yeni Şafak Gazetesi’ne yaptığı açıklamayı ilginize sunuyoruz.
  • Tasarıyı eleştiriyorsunuz, niçin?
Her şeyden önce tasarı bu haliyle çıkarsa ben ve heyetteki diğer arkadaşlarımın, 5 kuruş ücret almadan yaptığımız bu görevi artık yapmamızın pek fazla anlamı kalmayacak. Çünkü daha evvelki yönetmeliklere göre vakıf üniversitelerinin mütevelli heyetlerini kurucu vakıf seçerdi. Yeni taslakta Yükseköğretim Kurulu, kurucu vakıf yönetimine diyor ki “isimleri bana bildirin, atamayı Yükseköğretim Kurulu yapsın. Vakıf üniversiteleri kendi rektörlerini ve dekanlarını Yükseköğretim Kurulu’nun görüşünü alarak atayabiliyorlardı, gerekçeleri olduğu zaman da rektörle yollarını ayırabiliyorlardı. Şimdiki taslakta diyor ki, “Rektör ataması konusunda siz bana isim bildireceksiniz, atamayı Yükseköğretim Kurulu yapacak. Ayrıca dekan atamasında ise mütevelli heyetlerine hiçbir inisiyatif tanımıyor. Dolayısıyla atamayı kim yaparsa görevden almayı da o yapabilir. İhtiyaç duyarsam rektörü de görevden ancak ben alabilirim diyor.”
  • Rektörü mütevellinin seçememesinin ne gibi zararı olabilir?
Mütevelli heyet, kurumun stratejik planını yapar. Hedeflerini koyar ve sonrasında da bunun yürüyüp yürümediğini denetler. Rektör CEO gibidir. Eğer işletme o hedefe ulaşamıyorsa, mütevellinin rektörü görevden alma yetkisinin olması gerekir. Yoksa o yapıyı işletemezsiniz.
  • Tasarının yetersizliğine dair somut bir örneğiniz var mı?
Mesela Mücevherat Mühendisliği Bölümü açmak istiyorduk. Bu talebimizin gerçekleşmesi için 300 civarında rektörden oluşan Üniversitelerarası Kurul’dan geçmesi gerekiyor. Ancak birçok hocamızın ilgi alanları itibariyle böyle bir bölüme ihtiyaç olup olmadığına dair bir fikri yok. Biz Ticaret Odası'nın üniversitesiyiz. Piyasayı biliyoruz, çok önemli görüyoruz. Az daha reddediliyordu. O zamanki rektörümüzün devreye girmesiyle bu sıkıntı aşılabildi.
  • Bu taslağın hiç mi doğru tarafı yok?
Bana göre
2005
yılındaki ve
1991
'deki metinlerden gerideyiz. Biz, Yükseköğretim Kurulu’nun bir koordinasyon kurulu olarak çalışsın istiyorduk. Akademik akreditasyon ve mali denetim uluslararası kuruluşlar veya özerk kuruluşlar tarafından yapılsın. Yükseköğretim Kurulu hem düzenleyici hem denetleyici olduğu zaman tekelci bir yapıya dönüşüyor.

Hedef orta boylu üniversite
  • Yükseköğretim Kurulu’nun üniversite eğitimi stratejisi yoksa siz stratejinizi neye göre hazırladınız?
Evet, şu anda öyle bir stratejik planımız var. Daha çok orta boylu bir üniversite olma hedefindeyiz. Çok büyümek istemiyoruz. Ticaret ağırlıklı, şehir üniversitesi olmak istiyoruz. Araştırmalara yönelik çalışmalar yapmak istiyoruz. Bu açıdan belli hedeflerimiz var. Fakat bu hedeflerin ülke açısından nereye oturduğunu tam olarak biz de kestiremiyoruz.
  • Mevcut vakıf üniversitelerinin vakıf anlayışına uygun hareket etmiyor mu sizce?
Bugün 70 civarında vakıf üniversitesi var ise ancak bunun üçte biri gerçek vakıf üniversite tanımına uyacak şekilde bir işleyişe sahip. Diğerlerinin biraz daha özele yakın tarzları var. Devlet de, bu durumu gördüğü için özel üniversite modeline kapı açmaya çalışılıyor.

Eğitim 'mortgage'i önerdik
  • Taslağa girmesini istediğiniz önerileriniz oldu mu?
Eğitimin finansmanıyla ilgili önerilerimiz oldu. Çünkü bir öğrenci 5 yılda 75 bin Türk Lirası ödüyor. Eğer bu şartlarda bir aile cari faizlerle kredi alırsa o aile maazallah batar. Ama öğrencinin işe girdiği zaman ödeyeceği düşük faizli ve 8-10 yıllık vadeli bir eğitim kredisi açılabilme imkânı olduğunu düşünün. Mortgage gibi. Maliye Bakanlığı'nın bakış olumlu, bunun üzerinde çalışmak gerekiyor.

Statü değiştirmek isteyen okula bir kez hak verilmeli
  • Tasarıdaki özel üniversite statüsü sektörü nasıl etki eder?
Eğitime yatırım hiçbir zaman kötü bir şey değil. İsteyen yatırım amaçlı da olsa eğitime girebilmeli. Ama bir işadamı bir fabrikada, iktisadî bir teşebbüste düşündüğü kar oranını bence eğitim işinde o miktarda düşünmemeli.
  • Vakıf üniversitelerinden özele dönüşen olur mu?
Olabilir. Vakıf üniversiteleri olarak bir sefere mahsus olarak statü değiştirmek isteyenlere hak verilsin diye bir teklifimiz var. Bu teklifi yaptık ama taslak Milli Eğitim Bakanlığı'na nasıl gitti bilmiyoruz. Kendini vakıf olarak tanımlayan vakıf olmalı, özel olarak tanımlayan da özel olmalı.