Oyundan iş çıkardılar

Haber Tarihi: 10.11.2015
İkisi de 19 yaşında... İstanbul Ticaret Üniversitesi’ni kazanınca Hazırlık Okulu’nda aynı sınıfta yer aldılar. Böylece tanıştılar. Sıkı dostluğa evrilen bu tanışma, ikisini de dünyaca ünlü isimler haline getirecek bir müthiş başarının ilk adımı oldu. İç Mimarlık öğrencisi Salih’in tasarladığı dijital oyunu, Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler öğrencisi Abdulmecid pazarladı.

The Fear isimli oyun, Google Play platformunda satışa çıktıktan sonraki ikinci haftasında yeni ve en çok indirilen oyunlar arasında 4. sıraya yükseldi. Bu sayede oyunun fragmanı 120 ülkede izlenir oldu. Oyun 1 ay boyunca 4. sıradaki yerini koruyunca Google yöneticilerinin dikkatini çekti. Oyunun pazarlamasını yapan Abdulmecid Silikon Vadisi’ndeki Google Kampüsü’ne davet edildi.   

Dünya, henüz 19 yaşındaki iki gencin başarı hikayesini konuşuyor. Adları Abdulmecid Dündar ile Salih Yörük. İkisi de İstanbul Ticaret Üniversitesi öğrencisi. Yolları 2014’te üniversiteyi kazanınca kesişti. İç Mimarlık kazanan Salih ile Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler kazanan Abdulmecid, İngilizce Hazırlık Okulu’nda aynı sınıfa düştüler. Kısa sürede arkadaş oldular. Sohbetlerinden birinde Salih bir kitap yazmaya başladığını ancak bunu digital bir oyuna çevirebileceğini anlattı. Abdulmecit   ”Yapalım, ben bunu pazarlarım” dedi. Böylece çok büyük bir başarıya dönüşecek iş ortaklığının temelleri atıldı.

Oyunu 4 kişi tasarladı

Biri Bilgisayar Mühendisliği diğeri de yurt dışında Animasyon okuyan iki üniversite öğrencisini daha ekibe dahil ettiler. Salih’in kafasındaki The Fear oyununu hayata geçirmek için çalışmaya başladılar. Oyun beş ayda hazırlandı ve 2014 Aralık ayında The Fear, Android’e yayınlandı. Korku temalı bu oyun bedava ve ücretli olarak iki farklı versiyonla oyun meraklılarına sunuldu. Ve oyun yayınlanır yayınlanmaz, indirme çılgınlığı başladı. İkinci haftada en çok satın alınan oyunlar arasında dünya 4.’lüğüne yükseldi. Bedava versiyonu 27 bin indirilme sayısına ulaştı ve fragmanın Youtube’da izlenme sayısı da 28 bini aştı. Artık oyuna birçok yabancı internet sitesinin yayınlarında, övgüler düzülüyordu. The Fear, dünyayı sarsmıştı. Tam bir ay boyunca 4. sıradaki yerini korumayı başardı. Üstelik bu başarı,  tek kuruş dahi reklam çalışması yapılmadan geldi.

Google’nin dikkatıni çekti

Bu gelişmeler yaşanırken Abdulmecit oyunu tanıtmak ve yeni oyunlar için fon bulabilmek ümidiyle dijital dünyanın devi ABD’ye gitti. Silikon Vadisi’nde toplantılara katıldı. Google ve Apple çalışanları ile tanıştı, oyununu ve Türkiye oyun pazarını anlattı. The Fear, Google’ın üst düzey çalışanlarının da dikkatini çekti. ABD’de Silikon Vadisi’nde bulunan Abdulmecit, teknoloji meraklılarının rüyalarını süsleyen Google Silikon Vadisi Kampüsü’ne davet edildi.  Gerisini Abdulmecid’ten dinleyelim:

"Beni davet eden Google üst düzey çalışanı beni kapıda karşıladı. Tüm kampüsü birlikte gezdik. Ofis ortamlarını gösterdi. Detaylıca çalışma imkanlarından bahsetti. Google’nın sunduğu promosyon hizmetlerini anlattı. Birlikte güzel bir öğle yemeği yedik. Buradaki ayrıntı aslında şu. Bu Google çalışanı, ilk defa eşi dışında birini kampüse davet etmiş oldu. Bu ayrıca gurur verici bir durum. Bana çekinmeden Google İstanbul Bürosu’na gidip iş ya da staj başvurusunda bulanabileceğimi söyledi.”

Yeni projeler yolda

The Fear’ın sağladığı olağanüstü başarı 19 yaşında, daha hayatlarının baharında olan iki gence büyük motivasyon sağladı. Abdulmecid ve Salih, Yusuf Yörük ve Umut Yazıcı isimli arkadaşlarıyla birlikte yeni projeler üzerinde hemen çalışmaya başladılar. Şimdi Android, iOS ve PC platformlarına uygulama ve oyun geliştiriyorlar. Yeni projelerini Salih anlatıyor:

"Yaptığımız uygulama ve oyunları güzel, son derece eğlenceli ve yararlı konular üzerine kurmaya çalışıyoruz. Çünkü oyuncu, oyun ile geçirdiği vakitlerde, zamanını tamamen eğlenceye harcayabiliyor. Her insan sıkılabilir ve sıkıldığı bu vakitlerde oyun oynamak isteyebilir. Bizce oynadıkları oyunlar, oyuncuya birşeyler de katmalı, sıkıcı olmadan tabii ki. Bu amaçla yaptığımız projeleri biz de eğlence amaçlı yapıyoruz ne var ki son derece akıcı ve oyuna tam anlamıyla entegre olmuş bilgiler sunuyoruz. Yani bizim en öncelikli amacımız insanların vakitlerini boş oyunlarla harcamamaları. Yani oynatırken öğretmek, öğrenirken eğlendirmek. Mesela uzay temalı yeni oyunumuz olan T.R.O.T.A.N’da uzay gemilerinin içinde, uzayda, gezegenlerde ve daha bir çok yerde hologramlar olacak. Hologramlarda uzaya dair bilgilere değineceğiz. Belgesellerden kısa ve eğlenceli, öğrenilmesi gereken en önemli bilgileri ekleyeceğiz. Bu şekilde bir çok kişi hiç bilmedikleri bilgileri bizim oyunlarımız sayesinde öğrenecekler. Ve bu da akılda kalıcı olacak; çünkü eğlenirken öğrenilen bilgi neredeyse hiç unutulmuyor ve görsele dayalı bilgiler olacağı için daha büyük bir avantaj olacak. Bizi diğer oyunlardan ayıran nokta da burası. İnsanlara gerçekten güzel ve kaliteli şeyler öğretmek istiyoruz. Artık oyun hemen hemen herkesin yaşamının bir parçası ve bu parçaya biz de dahil olmak istiyoruz.  Uzay temalı oyunumuzdaki bilgileri de doğruluğu kesin olmayan kaynaklardan değil TÜBİTAK’ tan elde edeceğiz. Bize uzayla alakalı kesin kaynaklı bilgileri vermeleri için TÜBİTAK’la görüştük ve onay da aldık.”

Sermayeye ihtiyaçları var

Sozü bu aşamada Abdulmecid devralıyor:

"T.R.O.T.A.N adlı uzay çaplı oyunumuzu çıkarabilmemiz için bir bütçe gerekiyordu ve bunun üzerine Kickstarter sitesinde oyunumuzun tanıtımını yaptık. Bir bütçeye ihtiyacımız olduğunu belirttik. Buradan bir miktar bağış aldık. Markafoni’nin kurucusu Sina Afra’nın tebrik postası ve yaptığı bireysel bağış oldukça motive edici oldu ve bir kez daha başarabileceğimize olan inancımız arttı.  Bu sayede oyunumuzun yapımına kaldığımız yerden devam edebildik. T.R.O.T.A.N bir çok ünlü Türk ve yabancı internet sitelesinde yer aldı. Bu sayede henüz çıkmadan oyunumuzu bekleyen bir çok oyuncu kitlesi oluştu.  Çok yakında bu oyunumuzu da Google Play ve Appstore’a çıkartacağız. Neden Türkçe bir isim seçmediniz sorusuna verebileceğimiz cevap şu: Biz dünyaya hitap eden oyunlar ortaya çıkarmak ve dünyaya eğitici bilgiler vermek istiyoruz.”

"Bir diğer oyunumuz ise oldukça geniş çaplı bir oyun olan Rise of The Kingdoms Online. Bu oyun ortaçağda geçmekte ve bir çok imparatorluğun tarihini anlatmakta. Bu oyunumuzdaki asıl amaç ise Osmanlı İmparatorluğu’nun tarihini, yabancı insanlara tarafsız bir şekilde anlatmak. Çünkü biliyoruz ki birçok ülkede Osmanlı tarihi, taraflı ve yanlış bir şekilde anlatılıyor. Yani genel olarak bu oyunumuzda tarihi savaşlar, yaşamlar ve tarihi olaylardan bahsedeceğiz. Bu nedenlerle oyuna İngilizce bir isim bulduk fakat oyunun Türkçe dil desteği de olacak.”

Oyun yapmak bir yaşam stili

Abdulmecid Dündar ve Salih Yörük’e göre oyun yapmak bir yaşam stili. „Çünkü” diyorlar, „Bu sektöre o kadar çok kendimizi verdik ki, yolda, okulda, yürürken, hemen her yerde oyunlarımız için senaryo veya oyun içerisi kurgu arayışına giriyoruz ve bu bizi son derece mutlu ediyor. Kendimizi oyun karakterlerimizle, senaryodaki hikayeyle bütünleştiriyoruz ve bu sayede gerçekten güzel fikirler elde edebiliyoruz. Artık bu iş bir hobiden çok, üstüne uzman olmak istediğimiz bir alana dönüştü. Dolayısıyla bölümlerimizi de bu amaca yönelik seçtik.”

Nitekim ekibin içinde yar alan Salih’in kardeşi  Yusuf Yörük, kaliteli bir eğitim alabilmek için Macaristan’da animasyon bölümüne başladı. Yusuf animasyonları üretiyor. Üçüz kardeşlerden biri olan Yusuf’un animasyon eğitimini seçmesini Salih şöyle anlatıyor:

"Bir oyunda animasyon hemen her şey demektir. Oyunun trailerında, oyun içerisinde aklımıza gelebilecek hemen her yerde animasyon görev yapıyor. Dolayısıyla Yusuf, bu alanda daha çok uzmanlaşıp daha gerçekçi bir atmosfer katmak istiyor. Ayrıca ekibin; projelerimizin senaryolarını yazan ve projelerde yer alacak özellikleri belirleyen parçası. Ekibin diğer parçası olan Umut Yazıcı, Bilgisayar Mühendisliği okuyor. Bu bölümü oyunlarımızı daha yüksek bir kaliteye ulaştırmak için seçti. Ayrıca babasının uzun yıllardır bu bölüm ile uğraşması onu da oyun yapma, kod yazma gibi hobilere alıştırmış.”

Üç yaşındayken eniştisine Windovs versiyonunu sordu

Abdulmecid Dündar’ın ailesi Gaziantepli ama o Istanbul doğumlu. Mahalle ilkokulundan sonra Heybeliada Anadolu Lisesi’nde eğitim gördü. Lisedeyken okul başkanlığı ve Adalar başkanlığı görevlerinde bulundu. Öğrencilerden oluşan İstanbul Demokrasi Meclisi’nde delegelik yaptı. Aslında hayali bilgisayar mühendisliğiydi. O nedenle lisede sayısal bölüm okudu. Ancak okul başkanlığı fikirlerinin değiştirdi. Liderliği ve siyaseti seçti. Sonrasını kendisinden dinleyelim:

"İstanbul Ticaret Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslarası İlişkiler Bölümü’nü tercih ettim. Ancak bilgisayarı da gerçekten kalpten istemişim ki, üniversitenin ilk haftasında sınıfta tanıştığım Salih Yörük ile Genetic Studios ekibini kurduk. Bu tanışma Silikon Vadisi’ne kadar uzanan bir hikayeye dönüştü. İstanbul Ticaret Üniversitesi Hazırlık Okulu’nda öğrendiğim İngilizce çok iyi düzeyde.  6 ayda programı bitirdim ve kalan 4 aylık zamanımı Silikon Vadisi’nde hem tatil hem de çalışma fırsatıyla değerlendirdim. Aldığım ingilizce eğitimi sayesinde hiç zorlanmadan güzel bir 4 ay geçirdim. 

Enişteyi şaşırtan soru

Abdulmecit’in bugünlere gelmesi belki de üç yaşındayken sorduğu bir soruyla ilişkilendirilebilir. Üç yaşındayken bir bilgisayarı gösterip eniştesine, „bu ne?” diye sorar. Eniştesi cevap verir: „Bilgisayar.” Abdulmecid tepki verir: „Biliyorum, ben Windows kaç onu soruyorum.” Eniştesi şaşkınlıktan ne diyeceğini bilemez. Annesi bu anıyı herkese gururla anlatıyor bugünlerde.


Ticarete ilkokul 5’te başladı

Abdulmecid, ticarete daha ilkokul 5. sınıftayken başlar.

"Babam bir gece, elinde pet şişe dolusu mürekkep ile eve geldi. Artık yazıcının çalıştığını söyledi.  O şişeyi görünce kafamda şimşekler çaktı. Bundan nasıl para kazanabileceğimi düşünmeye başladım.  İlerleyen günlerde sınıf arkadaşlarımla da görüşüp okul gazetesi basmaya başladık.  Gazeteyi parayla satıyorduk ve iyi de bir cep harçlığı çıkarıyorduk o günlerde. 7. sınıfta ilk web sitemi kurup Google’dan reklam almaya çalışmıştım. Ancak bana sitemin uygun şartları taşımadığı cevabını vermişlerdi. O yaşta Google’dan olumsuz da olsa mailime cevap almak anlatılamaz bir mutluluktu. Şimdi liderliğini yaptığım Genetic Studios ekibi ile en büyük hedefim benim gibi genç girişimcilere somut bir örnek olmak.  Milyon dolarlar ve yüzlerce kişilik ekipler olmadan da ciddi başarılar elde edilebileğini göstermek. Daha iyi yerlere gelmeyi çok isterim. Yaşıtlarıma ve ilerleyen zamanlarda da bizden sonra gelecek nesillere her konuda destekte bulunabilmek istiyorum. Yani kendimi ve ekibimi meşaleyi sırtlamış bir olimpiyat koşucusu gibi tasvir ediyorum.”

Kardeşiyle iddiaya girdi, hayatı değişti

Salih Yörük’ün ailesi Mersinli ama o Kayseri doğumlu. Üçüz kardeşlerden biri de o. Toplamda beş kardeşler. İstanbul Ticaret Üniversitesi’nde İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı Bölümü 1. sınıf öğrencisi. Onun hayatını değiştiren ise üçüz kardeşiyle girdiği bir iddia. Hikayeyi kendisinden dinleyelim:

"Bu yola atılma hikayemi 14 yaşındaki kitap yazarına borçluyum. İnternette gezinirken bir reklama rastladım ve reklamda 14 yaşındaki bir çocuğun kitabı diye bir başlık gördüm.  Hemen tıkladım ve inceledim. O kitap yazıyorsa ben de yazarım dedim ve kardeşim Yusuf’a kitap yazacağımı söyledim. Bana „yazamazsın” dedi. İddiaya girdik. Sonra kararlılığımı gördü ve bana kitabı birlikte yazma tekilfi yaptı. Farklı bir şey yapmamız lazım diye düşündük ve kitaptan vazgeçerek aklımızdaki hikayenin oyununu yapma kararı aldık. İnternetten araştırmaya başladık. Yusuf’la kardeş olmamın çok avantajı oldu. Mesela oyunumuz için bir senaryo, bir fikir ortaya atıyorum, Yusuf o fikri daha da geliştiriyor. Yusuf’un eksiklerini de ben kapatıyorum ve ortaya güzel bir şey çıkıyor.”

İlk bütçe aileden

"Oyunlarımız için gerekli bütçeyi başta ailemden karşıladık” diyor Salih. Ama sonra ailesinden para istemek zoruna gitmeye başlar:

"Dergi tasarımı yapan bir şirkette işe girdim. Aylık kazandığım paranın büyük kısmını oyunlarımıza ayırdım. Bu bütçe de yeterli olmayınca ünlü bir otomobil pazarlayan şirketin logolarını tasarlamaya başladım. Kardeşim Yusuf da bu şirketin tanıtım videosunu hazırladı ve elde ettiğimiz bu bütçeyi de oyunlarımız için harcadık. Anket şirketinde işe girerek insanlara anket de yaptım. Normalde çekingenimdir fakat söz konusu oyunlarımız olunca bu çekingenlikten eser kalmadı.”

İç mimarlık bilinçli seçim

Aslında dijital oyun geliştirmek ile Salih’in okumak için seçtği bölüm birbiriyle örtüşmüyor gibi gelebilir. Salih bir çelişki olmadığını şu cümlelerle açıklıyor:

"İç mimarlığı seçtim çünkü oyunlarımızın 3 boyutlu modellemelerini tamamen kendim yapmak istiyordum. Araştırmalarım sonucu ülkemizdeki 3 boyutlu model tasarlamaya en yakın bölümün iç mimarlık olduğunu öğrendim. Bu yüzden 2 sene önce hedefimi bu bölümü kazanmak olarak belirledim. Bu hedef beni ders çalışmaya teşvik etti. Üniversitem hedefime ulaşmak için çok daha şey kattı. Abdulmecid ile bu İstanbıl Ticaret Üniversitesi’nde tanıştık. Ekibimizi kurmaktaki ilk adımımızı atmış olduk.



Hikayesinin örnek olmasını istiyor

"Salih, henüz 19 yaşında büyük bir başarının adımını attı. Pek ya hedefi?

"Asıl hedefim bu işlere girişen veya girişmekten çekinen gençlere bir başarı örneği olmak. Ülkemizi dünya oyun pazarında iyi bir şekilde temsil etmek istiyorum. Bölümümü kazanmam bu hedefime sıkı sıkı sarılmamı sağladı. Bir çok yerde çalıştım ve anladım ki başka işler beni sıkıyordu veya tatmin etmiyordu. Edindiğim tecrübeler sonucunda mesleğimi oyun geliştiricisi olarak seçme kararına vardım. Günümüzde oyun pazarı çok geniş bir alana yayılmış ve geleceği de olan bir pazar. İnsanlar iş yerlerinde, evlerinde veya okullarında sıkıldıklarında, hemen telefonlarına ve bilgisayarlarına sarılıp oyun oynuyorlar. Oyun oynama isteği her insanın doğasında var. Bu alanın geleceği bu yüzden garanti diye düşünüyorum.”